ATATÜRK ve GALATASARAY
BALIKESİR HUTBESİ
ATATÜRK’ÜN PAŞA CAMİİNDE YAPTIĞI KONUŞMA
7 ŞUBAT 1923
Ey Millet, Allah birdir. Şanı büyüktür.
Allahın esenliği, sevgisi ve iyiliği üzerinize olsun.
Peygamberimiz efendimiz hazretleri, Cenabı Hak tarafından insanlara dini gerçkleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir.
Temel kanunu, hepimizce bilinmektedir ki, yüce Kur’an’daki mânası açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz, son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor. Eğer akla, mantığa ve gerçeğe uymamış olsaydı, bununla diğer ilahi tabiat kanunarı arasında çelişki olması gerekirdi.
Çünkü tüm evren kanunlarını yapan Cenabı Hak’tır.
Arkadaşlar; Cenabı Peygamber çalışmasında iki yere, iki eve sahip bulunuyordu. Biri kendi evi, diğeri Allah’ın evi idi. Millet işlerini Allah’ın evinde yapardı. Hazreti Peygamber’in mübarek yolunda bulunduğumuz bu dakikada milletimize; milletimizin bugününe ve geleceğine ait hususları görüşmek maksadıyla bu kutsal yerde Allah’ın huzurunda bulunuyoruz.
Beni buna eriştiren Balıkesir’in dindar ve kahraman insanlarıdır. Bundan dolayı çok memnunum. Bu fırsat ile büyük bir sevab kazanacağımı ümit ediyorum. Efendiler, camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmasının gerekli olduğunu düşünmek yani konuşup tartışmak, danışmak için yapılmıştır. Millet işlerinde her kişinin zihnini ayrı ayrı faaliyette bulunması zorunludur. İşte biz de burada din ve dünya için, geleceğimiz ve bağımsızlığımız için, özellikle egemenliğimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım.
Ben yalnız kendi düşüncemi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşündüklerinizi anlamak istiyorum. Milli amaçlar, milli irade yalnız bir kişinin düşünmesinden değil, milletin bütün kişilerinin arzularının, emellerinin sonuçlarından ibarettir. Bundan dolayı benden ne öğrenmek, ne sormak istiyorsanız serbestçe sormanızı rica ederim.
Hutbeler hakkında sorulan sorudan anlıyorum ki, bugünkü hutbelerin şekli, milletimizin duygusal fikirleri ve lisanı ile medeni ihtiyaçlarıyla uygun görülmektedir. Efendiler, hutbe demek topluma hitabetmek, yani söz söylemek demektir. Hutbenin manası budur.
Hutbe denildiği zaman bundan birtakım kavram ve manalar çıkarılmamalıdır. Hutbeyi söyleyen hatiptir. Yani söz söyleyen demektir. Biliyoruz ki, Hazreti Peygamber’in hayatta olduğu mutlu dönemlerde hutbeyi kendisi söylerdi. Gerek Peygamber Efendimiz ve gerek, dört halifenin hutbelerini okuyacak olursanız görürsünüz ki, gerek Peygamberin, gerek dört halifenin söylediği şeyler o günün sorunlarıdır, o günün askeri, idâri, mâli ve siyasi, sosyal konularıdır.
İslam toplumunun çoğalması ve İslam ülkeleri gerilemeye başlayınca, Cenabı Peygamber’in ve dört halifenin hutbeyi her yerde bizzat kendilerinin söylemelerine imkân kalmadığından halka söylemek istedikleri şeyleri bildirmeye birtakım kişileri memur etmişlerdir. Bunlar herhalde en büyük ve ileri gelen kişiler idi. Onlar camilerde ve meydanlarda ortaya çıkar, halkı aydınlatmak ve doğru yolu göstermek için bir şart lâzımdı. O da milletin lideri olan kişinin halka doğruyu söylemesi, halkı dinlemesi ve halkı aldatmaması!
Halkı genel durumdan haberdar etmek son derece önemlidir. Çünkü, her şey açık söylendiği zaman halkın beyni faaliyet halinde bulunacak iyi şeyleri yapacak ve milletin zararına olan şeyleri reddederek şunun veya bunun arkasından gitmeyecektir. Ancak millete ait olan işleri milletten gizli yaptılar. Hutbelerin halkın anlayamayacağı bir lisanda olması ve onların da bugünün gereklerine ve ihtiyaçlarımıza temas etmemesi, Halife ve Padişah sıfatını taşıyan despotların arkasından köle gibi gitmeye mecbur etmek içindi.
Hutbeden amaç halkın aydınlatılması ve ona yol gösterilmesidir, başka şey değildir. Yüz, ikiyüz, hatta bin yıl önceki hutbeleri okumak, insanları cahillik ve çağın gerisinde bırakmak demektir. Hatiplerin normal olarak halkın günlük kullandığı dil ile konuşmaları gereklidir. Geçen yıl Millet Meclisi’nde söylediğim bir nutukta demiştim ki "Minberler halkın akılları, vicdanları için bir ilim irfan kaynağı, ışık kaynağı olmuştur."
Böyle olabilmek için minberlerde söylenecek sözlerin bilinmesi ve anlaşılması, ilim ve fen gerçeklerine uygun olması lazımdır. Hutbeyi verenlerin siyasi olayları, sosyal ve medeni olayları hergün izlemeleri zorunludur. Bunlar bilinmediği takdirde halka yanlış aşılamalar yapılmış olur. Bu nedenle, hutbeler tamamen Türkçe ve günün gereklerine uygun olmalıdır. Ve olacaktır.
ATATÜRK VE GALATASARAY
"İstanbul Türk İzcileri Ocağı Riyaseti'ne, Vatana yüksek seciyeli ve metin ruhlu gençler yetiştirmesini temenni eylediğim İstanbul İzciler Ocağı'nın Başbuğluk teklifini büyük hıss-i iftiharla kabul ediyorum.Genç arkadaşlarıma teşekkür ve selamlarımın tebliğini rica ederim efendim."
Türkiye Büyük Millet Meclisi Resisi
Başkumandan MUSTAFA KEMAL
Bu telgraftan bir yıl sonra 1923 sonlarında Başbuğları Atatürk'ü Ankara'da görmeye giden İstanbul İzcileri ile ilgili olan anıyı şu belgelerden öğrenmekteyiz:
Spor Alemi Dergisinin 9 Ağustos 1339 (1923) günü yayınlanan 44/106 sayısının 12.sayfasında:
"Yüksek bir tarihe, kıymetli bir varlığa malik olan Galatasaray Keşşaflığı yeniden geniş bir faaliyet sahasına atılmıştır. Yeni teşkilatta Oymak Beyi olan Adnan (Akıska) Bey'e, muavinine ve bilhassa gayyur arkadaşlarına muvaffakiyet temenni ederiz."
Galatasaray Spor Kulübünün 75. yılı için kurulan Komite'nin Başkanı Adnan Akıska ile 1975 yılının başlarında hazırlığına başladığımız Galatasaray Spor Kulübü Tarihi için yaptığımız incelemeler sonucunda yukarıdaki bilgiyi okuduğumuzda, rahmetlinin gözleri dolmuş ve heyecanlanmıştı.
Spor Aleminin bir sonraki 21 Ağustos 1339(1923) günü çıkan 45/107 sayısının kapağındaki resmi ve 4. sayısındaki,derginin sahibi Çelebi Zade Sait Tevfik imzalı 'Şehir keşşaflarının Ankara'ya Seyahatları' başlığı altındaki yazısını bana göstererek şöyle söylemişti:
"O gün hala gözlerimin önündedir.Galatasaray Oymak beyi olarak Atatürk'ün elini öpmemi hiç unutmayacağım. Heyecandan tir tir titriyordum.
- Nasılsın diye sorduğunu ve bir hayal alemi içinde
- Teşekkür ederim Paşam, diye cevaplandırdığımı hatırlıyabiliyorum."
Not: Yukarıdaki bölüm , Haluk San'ın "Belgeleri ile Türk Spor Tarihinde Atatürk" adlı kitabından alınmıştır.
==============================
ATATÜRK HARF DEVRİMİNDEN SONRA İLK İMZALI VE RESMİ YAZISINI
GALATASARAY KULÜBÜ'NE GÖNDERDİ.
Yıl 1928 ,4 Eylül günü 'Türkiye Cumhuriyeti Riyaseti kalemi Mahsus Müdüriyeti' başlıklı ve 'Reis-i Cumhur Gazi Mustafa Kemal ' imzalı 4/444 sayılı,ilk kez Latin harfli daktilo makinasıyla yazılmış bir mektup 'Galatasaray Terbiyeyi Bedenniyye Kulübü Reisi ve Sivas Mebusu Necmettin Sadık bey efendiye' geliyordu.
Üç yıldan beri üstüste hiç yenilmeden İstanbul Amatör Futbol Ligi Şampiyonu olan Galatasaray Futbol Takımı, 1928 yılı Ağustos ayının 31'inde, o zaman ki adı 'Tayyare Cemiyeti' olan bugünkü 'Hava Kurumu' tarafından ortaya konulan 'GAZİ BÜSTÜ' için karşılaştığı ezeli rakibi Fenerbahçe'yi: Ulvi Yenal, Mehmet Nazif Gerçin, Burhan Atak, Suphi Batur, Nihat Bekdik, Mithat Ertuğ, Mehmet Leblebi, Şadlı Alioğlu, Necdet Büyük, Kemal Faruki ve Muslih Peykoğlu 'dan kurulu on biri ile 4-0 yenmişlerdi.
O günlerde Galatasaray Kulübü başkanı bulunan Sivas Milletvekili ve o zamanların günlük gazetelerinden biri olan 'Akşam'ın sahiplerinden Necmettin Sadık (Sadak) sonradan 'Atatürk' diye anılacak Cumhurbaşkanı'na THK'ca ortaya konulan büstlerini kazanmaktan dolayı büyük kıvanç ve onur duyduklarını Türkiye'nin en büyük spor müzesindeki şeref köşesinde bu armağanı saklayacaklarını,tüm Galatasaraylıların 'Gazi Mustafa Kemal Paşa' hazretlerine duydukları sonsuz sevgi ve saygılarını, daima emirlerine amade olduklarını 1 Eylül 1928 günü bir mektupla arz etmişti.
Atatürk, en büyük devrimlerinden biri olan 'Yeni Türk Alfabesi'nin kabul edildiğini, 9 Ağustos gecesi Sarayburnu'nda verilen bir yemekte ilan etmişti.
İşte Mustafa Kemal'in yeni Türk alfabesinin kabul edildiğini bildirmesinden tan 26 gün sonra Latin harfli bir daktilo ile Atatürk tarafından yazdırılarak, Cumhurbaşkanı sıfatıyla imzaladığı ilk resmi yazı Galatasaray'a yazılmıştır.
Mektupta aynen şöyle yazmaktadır :
"Mektubunuzu aldım.Türk gençliğinin spor sahasında da gösterdiği kabiliyet ve faideli faaliyeti takdir-le müşahede ve takip ediyorum. Hakkımda ibraz buyurulan asar-ı muhabbetten mütehassıs oldum.Teşekkür ederim efendim."
Reis-i Cumhur
Gazi Mustafa Kemal
Bu arada 16 Eylül 1928 Pazar günü yayınlanana 2566 sayılı Akşam gazetesinin 3.sayfasında "Gazi Hazretlerini Teşyi" başlığı altında şu haber çıkmaktadır :
"Galatasaray denizcileri dün İstanbul'u terkeden Gazi Paşa hazretlerini Yeniköy açıklarında üç çifte futa ile muazzam bir suretle selamlamışlar,Paşa Hazretleri uzun müddet mendil sallamak sureti ile Galatasaray denizcilerine iltifat etmişlerdir."
Yıl 1930, Atatürk Galatasaray Lisesine ilk kez 2 Aralık Salı günü şeref vermişlerdi. Yanlarında Büyükelçilerimizden Galatasaray Kulübü'nün 12 numaralı üyesi Ruşen Eşref Ünaydın, Galatasaray Lisesinde okumuş olan o zamanın Dahiliye vekili Şükrü Kaya, Kılıç Ali Paşa ile birlikte Okul Müdürü Fethi İsfendiyaroğlu'nun öncülüğünde gezmişlerdi.
Bu konuda 'GSL 1868-1968' adlı kitabın 96.sayfasında, o zamanlar Lise Müdürü ve iki yıl sonra da Kulüp Başkanı olan Fethi İsfendiyaroğlu'nun 8.12.1930 tarihli "Reisicumhur Hazretlerinin Mektebimizi ziyaretleri" hakkında rapor'dan :
'Derslerden sonra mektebin her tarafını, bilhassa müzelerimizi ve konferans salonunu gezdiler… Ve hatıra defterlerini imzaları ile tezyin buyurdular.'
Galatasaray'da spor, her zaman okul ile kulübün iç içe olmalarıyla gelişmiş ve başarıya ulaşmıştır. Çeşitli branşlarda kazanılan kupalar, Galatasaray Lisesi'ndeki muhteşem müzede muhafaza altına alınmıştır. Bu müzede Türk Spor Tarihinin en önemli belgeleri bulunmaktadır.
İşte bu müzeyi, Galatasaray Liseli, kulübün ilk üyelerinden Büyükelçi Ruşen Eşref Ünaydın'dan bilgi edinerek gezen armağan ve belgeleri birer birer inceleyen ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa kemal paşa şeref köşesinde duran büstü ile harf devrimini yaptığının ayına varmadan yazdırıp imzaladığı mektubunu görünce ,Ruşen Eşref'e dönerek :
"- Bu kıymetli müzeye fotoğrafım lazım, imzalayıp vereyim" demiş.
12 gün sonra bir yaveri aracılığı ile gönderdiği boylarına yakın olan fotoğraflarının üzerine Büyük Önder, okul ve kulüp gözetmeksizin büyük bir incelik göstererek şunları yazarak yazarak imzalamışlardır:
"14.XII.1930 GALATA SARAYA - GAZİ M. KEMAL"
Yurdumuzda hatta dünyada bir eşi daha bulunmayan Galatasaray Müzesi ve Arşivinin şeref köşesinde asılı duran bu çok kıymetli fotoğrafı ile birlikte Atatürk'ün içtiği kahve fincanı telvesi ile su bardağı, imzaladığı hatıra defterleri ve 4.9.1928 günü ilk latin hafleriyle yazdığı ve imzaladığı tarihi mektubu vitrinli bir dolapta muhafaza edilmektedir.
Atatürk ikinci kez Galatasaray Lisesi'ne 6 Temmuz 1933 tarihinde şeref vermişlerdir.
Yanlarında o günlerde TBMM ve Galatasaray Spor Kulübü Hami Başkanı Kazım Özalp Paşa ile eski bir Galatasaraylı o zamanki Maarif Vekili Hikmet Bayur ve Prof.Afet İnan ile okul Müdürü Tevfik Arat olduğu halde yine müzeyi gezerek fotoğraflarının asılmış olduğunu görerek memnuniyetlerini bildirmişlerdi.
==============================
ATATÜRK' E MEKTUP ( 'Galatasaray'dan Atatürk'e ' adlı kitaptan )
Aziz Atam;
Bu mektubu,üç kez onurlandırdığın 500 yıllık Galatasaray Lisesi'nin müdürü olarak yazıyorum. Okulumuzu ilk ziyaret ettiğin 2 Aralık tarihini kuruluş günümüz olarak kabul ettik ve 500. yılımızı 100.doğum yılınla birlikte kutladık.
Lisemizin Anma ve Kutlama Komitesinde görevli öğrencilerimiz, bu küçük kitabı, 100 yaşına giren Ata’larına minnet, şükran ve bağlılıklarını sunmak için hazırladır.
Bu kitapçığı düzenleyen gençler, senin 100.doğum yılında ölümünü anımsamadılar. Çünkü senin ölmezliğine, sensiz bir Türkiye, bir Türk Ulusu düşünülemeyeceğine; bu ülkede bağımsızlık, egemenlik, özgürlük ve uygarlığın seninle başladığına, ulusumuzun senin ilkelerin ve devrimlerinle çağdaşlaştığına kesinlikle inandılar.
Baştanbaşa işgal edilmiş Yurdumuzda hiçbir kurtuluş umudu kalmayan yüce ulusumuzun nasıl kurtarıldığını, ortaçağ karanlığından bugünkü aydınlığına hangi aşamalardan geçilerek ulaşıldığını anladılar.
100 yaşına girdiğin 1981'de, yurt çapında Ulusal değerin bütün yönleriyle işlenirken;tüm dünyada, özellikle dost ülkelerde ve uluslararası kuruluşlarda da gösterilen çok çeşitli etkinliklerle senin evrensel değerinin bir kez daha en belirgin boyutlarıyla ortaya koyulduğunu izlediler. Senin sadece bu yüzyılın en büyük dehası değil, gelmiş geçmiş bütün çağların ve dünya tarihinin örnek önderi olduğunu, yüzyıllarca uyutulan Asya ve Afrika 'nın senin damganı taşıyan Türk Devrimi ile uyanmaya başladığını ,mazlum ülkelerin bağımsızlık savaşı bayrağında senin dalgalandığını öğrendiler.
Ve öğrendiler ki, gidilecek yol yalnız senin yolun, konuşulacak dil senin dilin, tutulacak el senin elin...
Sen ölümsüz, sen en büyüksün; sen en gerçek, sen tek, sen Tanrı’nın alnından öptüğü insan, sen ATA-TÜRK'sün...
Seninle yaşayacaklarına ve seni yaşatacaklarına, namusları, onurları, Yurdumuz ve Ulusumuzun kutsallığı üzerine and içtiler.
Müsterih ol Atam !
M.ŞÜKRÜ SARI
==============================
GALATASARAYLIYIZ, ÇÜNKÜ...
"Garp iştiyakı,fikre açık bir ufuk... Ve sen Şarkın bu ufka ilk açılan bir dericesi"
Tevfik Fikret 'in seslenişi, geçmişten geleceğe uzanan bir esinti.Yenileşme çabasının,daha iyi ve daha güzele varmanın derin istemini de taşıyor.İşte o düşünüş,Atatürk'ün "Ben inkılaplarımı Fikret'in şiirlerinden aldığım ilham ile yaptım" demesine yol açmıştır.
İleriye ve aydınlığa yönelik bir yürüyüşün öncüsüdür Tevfik Fikret... Ali Vecdi Bingöl, 'Atatürk ve Tevfik Fikret' adlı şiirinde çifte bağdaşmayı dile getirir:
"Fikret,bu toprakta, örnek insandı,
Nura aşık, karanlığa düşmandı...
Temelden devrimci bir heyecandı,
ATA, bu davanın neticesidir..."
Prof. Hüseyin Celasun, Galatasaray'ın Türkiye'ye katkıları adlı yazısında Atatürk'ün Galatasaray'a verdiği önemi yalın bir biçimde ortaya koymaktadır.
"Atatürk'ün şapka devrimini başlattığı sırada , ilk olarak kasket giydirmek üzere Galatasaray Lisesi öğrencilerini seçmiş bulunması da çok anlamlıdır."
==============================
UNUTAMAYACAĞIM ANI
Gazi okulumuzu ziyaret ettiğinde ben,o zamanki ismiyle Galatasaray Sultanisi'nin 16-17 yaşlarında bir öğrencisiydim. Latin harflerine döneli henüz 4-5 yıl olmuştu.Öğretimimizde Fransızca esas olduğundan Türkçe dışında kalan derslerimizin ekserisi Fransızca olarak yürütülüyordu.Birgün Atatürk'ün okulu ziyaret edecekleri haberi geldi.Kendisini görmeyi çok istiyordum. Hocalarımız çok kıymetli kimseler olup,talebeyi hazırlamasını iyi biliyor ve geçmiş dersleri kısaca özetleyerek yeni konuya bağlantı yapıyorlardı.
Nihayet Gazi Mustafa Kemal'in okulumuzu şereflendirmek üzere oldukları haberi geldi. Bütün öğrenciler, büyük bir heyecan ve coşku içinde vatanımızı kurtaran, Cumhuriyetimizin kurucusu, bu büyük ve yüce insanı karşılamak üzere okulun bahçesini doldurdular. O sırada resimler çekiliyordu. Bu resimlerde büyük bir şans eseri kendilerine yakın bir yerde ben de bulunmuştum. Ona resimlerde de olsa yakın olmak,O'nu yakından görmek benim için anıların en büyüğüdür. Hepimizle ayrı ayrı ilgilendi , konuştu;
"Türk gençleri;
Cumhuriyeti biz kurduk, sizler koruyup yücelteceksiniz ve yaşatacaksınız" dedi.
O'nu gördükten sonra TÜRK olduğumla daha çok övündüm. Ona olan sevgi ve saygım her geçen gün daha da arttı. Bizlere bakan o mavi çelik gözleri ile O büyük TÜRK, o günkü gibi aklımdadır.
SELAHATTİN BUDA
==============================
BAHTİYAR ADAM
Herkes ölür. Bu, her çakılan tabutun bize hatırlattığı müthiş ve şaşmaz bir tabiat kanunudur. Ve ölürken herkesin gözü arkada kalır.Bu herkese mukadder bir hasrettir. Atatürk de herkes gibi öldü;fakat herkesten ayrı olarak ,gözü arkada kalmadan öldü. Kalbi TÜRK olmak gururu ile çarpan,milletini kendi eli ile karanlıktan aydınlığa çeken, başında istiklal rüzgarı estiren, ona hürriyet balını tattıran, memleketin bünyesine uygun,güzel bir rejim hediye eden ,onu güneşlerin at oynattığı medeniyet şosesinin başına getirip bırakan bir adam, öldüğü zaman,gözü arkada kalır mı hiç ?
Dün Atatürk'ün kutsi naaşı Ankara'ya ebedi metfenine götürürlerken, caddeleri, pencereleri, damları dolduran ve bakışları mahzun,mendilleri ıslak yüz binlerce Türkün vakur ve ulvi manzarası karşısında bir insan için, milletin kalbinde yer etmekten daha büyük bahtiyarlık olamayacağını gözlerim yaşararak bir kez daha anladım.
Atatürk bahtiyar adamdır.
20 Kasım 1938
Cahit Sıtkı TARANCI
(1106 numaralı, Galatasaray Lisesi 1931 mezunu)
==============================
ATATÜRK FENERBAHÇELİ(Mİ)YDİ..? / Alpaslan Dikmen
Bu konuda Spor Yazarı Ahmet Çakır ağabeyimiz "93 Soruda Galatasaray Tarihi" isimli kitabında şöyle yazıyor;
"Evet Gazi Mustafa Kemal 14.12.1930 tarihinde Galatasaray Lisesi ve Müzesini gezmiştir. Burada ' Galata Saray'a ' diye yazıp imzaladığı bir fotoğrafını da sarı kırmızılılara armağan etmiştir. Bu fotoğrafın büyütülmüş bir kopyası Lise Müdürünün odasında asılıdır...
Bu konu, sevgili ülkemizdeki pe kçok benzeri olaydaki gibi kısa sürede hem gülünç , hem de acıklı bir oyuna çevrildi.
En büyük tartışma da Atatürk'ün Fenerbahçeli mi, yoksa Beşiktaşlı mı olduğu noktasında çıktı... Bugüne kadar Atatürk Fenerbahçeli olarak biliniyordu.Ancak Fenerbahçeli araştırmacı-yazar Ergun Hiçyılmaz 'Hayır Atatürk Beşiktaşlı idi' deyince ortalık karıştı.
Hiçyılmaz'ın gösterdiği kanıt, pek yabana atılacak gibi değildi.Ulusal Kurtuluş Savaşı öncesinde Anadolu'ya geçmeden Akaretlerde Beşiktaş Kulübünün yanında bir evde oturan Gazi Mustafa Kemal buradan Beşiktaşlı futbolcuların çalışmalarını izleyip onlara sempati gösterdiği yolundaki açıklama kolay reddedilebilecek bir değerlendirme sayılamazdı.
Bunun üzerine Fenerbahçe camiası ayağa kalktı.Tv programlarında ve gazetelerde olay tartışıldı. Atatürk'ün Fenerbahçeli olduğuna ilişkin belgeler ve kanıtlar ortaya konuldu .Dahası sarı-lacivertli camianın sonuna kadar bu işin takipçisi olacağı bildirildi. Sonuçta Atatürk'ün % 75 Fenerbahçeli, %25 Beşiktaşlı sayılabileceği gibi bir uzlaşmaya varılmış oldu. Böylece Atamız, iki ezeli rakibimiz tarafından paylaşıldığı için Galatasaray'a imzalı fotoğrafından başka bir şey kalmadı..."
Ahmet ağabey son paragrafında böyle yazıyor ama sadece imzalı resim değil, 04.09.1928 tarihinde Atatürk’ümüzün "Galatasaray Terbiye-i Bedeniye Kulübü Reisi ve Sivas Meb'usu Necmeddin Sadık bey efendiye " (belgede aynı böyle yazılıdır...) yazmış olduğu bir de mektup vardır...
Ve bu mektubun en önemli özelliklerinden birisi de 'Yeni Türk Alfabe'sinin kabulünden sadece 26 gün sonra yazılmış olmasıdır.Atamızın bu yazısı müzemizin en mutena köşelerinden birini süslemektedir. Kuşkusuz Ahmet ağabey bunu unutmuş değildir ama gerginliği ! daha fazla artırmamak için bunu gündeme getirmediğini düşünebiliriz...
Unutmadan bir hatırlatma yapayım, Atamızın yazmış olduğu bu takdir ve teşekkür içeren mektubu Galatasaray'ın Fenerbahçe'yi 4-0 yenerek kazandığı "Gazi Büstü Kupası" maçından sonra gönderilmiştir.
Galatasaray'ın ünlü yöneticilerinden ve Atatürk'ün en yakın arkadaşlarından Salih Bozok'un oğlu Muzaffer Bozok ile yaptığım röportajda, Sayın Bozok bir anısını anlatmıştı;
"Bir gün Bülent, Gündüz, ben ve birkaç arkadaşımız Florya'ya eğlenmeye gitmiştik. Dönüşte yolda biraz gürültü yapmıştık.Tam o sırada köşeden Mustafa Kemal ve arkadaşlarının, ki yanında babam ve Gündüz'ün babası Kılıç Ali Paşa da vardı , göründüler... Mustafa Kemal babama dönerek 'Kim bu gürültü yapanlar ? ' diye sormuş. Babam ise biraz sıkılırak 'bizim çocuklar Paşam' demiş. Bunun üzerine Ulu Önderimiz 'Haa desenize bizim kulübün çocukları' diye cevap vermiş...
Bilmiyorum bu anı Ulu Önderimizin hangi kulübümüzün sempatizanı olduğuna dair bir delil midir?.. Ancak en büyük gerçek şudur ki; Atatürk tüm Türklerin Atasıdır... Güneş Kulübünü de tutsa, Fenerbahçeli de olsa, Beşiktaş'ı da sevse, bizim için farketmiyor... Çünkü O, dünya döndükçe bizim GAZİ MUSTAFA KEMAL Atatürk’ümüzdür.
Laf aramızda, Atatürk ile ilgili resimlerin en güzellerinden birisi de Ata'mızın bir kayık içerisinde kürek çekerken resmedilen fotoğrafıdır...
Atatürk'ün küreklerine asıldığı kayık, Galatasaray Spor Kulübü’nün yarışlarda kullandığı yani Galatasaray'ın malı olan FUTA denilen bir kayıktır. Tarih 29 Haziran 1935...
Aslında belgeler bunlarla da bitmiyor; Miralay Mustafa Kemal'in "Galatasaray
Keşşaflarının Başbuğu " olma durumunu kim nasıl izah edebilir acaba ?
Lütfen okuyunuz;
Yüzyılın başında 'Keşşaflık' da denilen İzcilik örgütleri de çok kurulmuştur. Bu çalışmalar, önce Edirne Muallim Mektebi ile Galatasaray ve İstanbul Sultanisinde başlamıştır.Ancak Balkan Savaşı bu ilgiyi dağıtmıştır. Mustafa Kemal Atatürk'ün Galatasaraylıların kurduğu 'Keşşaf ' örgütünün 'Reisi' olması Galatasaraylılar için unutulmaz bir hadisedir...
Şöyle ki;
Atatürk'ün Galatasaray'a olan aşinalığı bilinenden daha öncelere dayanıyordu. 1915-16 yıllarında Osmanlı Güç Dernekleri, İzci Dernekleri, ardından da Genç Dernekleri Müfettiş-i Umumisi Miralay Mustafa Kemal, 1914 yılında Türkiye'de ilk defa kurulan Galatasaray Keşşaflarının (İzci) BAŞBUĞU olmuş 1923'te Cumhuriyet'in ilanında oymak beyi Adnan Akıska, Galatasaraylı keşşaflarla Atatürk'ün huzurunda bulunmuştu. (Fotoğrafları mevcuttur)
Ali Sami Yen’deki G.Saray-F.Bahçe maçında çıkan olayların sorumluları bulundu! Yedi kişi cezaevine yollandı... Herkes rahatladı! Kulüp kurtuldu! Türkiye’de terör de bitti!
Üzüntümden kahroluyorum. Çünkü bu konuda tahrikler göz ardı edildi. Mesela, aylardır süren seviyeli protestolar kale alınmadı üstelik dalga geçildi. Yıllardır sadece takımını desteklemekten başka hiçbir düşüncesi olmamış insanlar işte bu şekilde çılgına çevrildi. Ama suçlu hep başka yerlerde arandı. Ve bu işleri mutlaka organize eden birileri vardı, onlara göre!
Halbuki bir arkadaş ne de güzel yazmış, anlayışı olan çok şey anlar; ”Hani çok sevdiğin bir yakınına kızarsın yumruklarını sıkarsın. Sonra da duvara vurursun yumruğunu. İşte G.Saray taraftarı yıllardır bunu yapıyor… Ama o gün sabrı taştı.”
Şimdilik bu kadar ama bu konuda daha çok şeyler yazacağım vakti geldikçe.
Maça gelince;
Her ne kadar kırgın olsa da yine de Bursa’da yalnız bırakmadı takımını ultrAslanlar… Maç öncesinde de tribünde simsiyah bir pankart açıp kulübü bu hallere düşürenleri protesto ettiler.
Maçın sonucu hiç önemli değil. Ama ilk dakikasından son ana kadar ıstırap çektim. Hep eski günler canlandı hayalimde... Ve gözümden akmadı yaş, direkt ciğerime indi.
30 milyon Galatasaraylıyı bu şekilde üzmeye kimin hakkı var?
fenerbahce 0 - 7 GALATASARAY
Lodos Fırtınası
Aman o ne lodos firtinasi... Istanbul'un her yani sismis, denizi kabarmis alga dalga, lodos kiyameti desek yerinde olacak... Günlerden 30 Aralık 1911.
Yilbasina bir gün kalmis, evlerde kestaneler çiziliyor, hazirlik
girla...
Vapurlarin kalkis saatleri birbirine girmis, kalkip kalkamiyacaklari bile meçhul. Ama kalkan bir vapura zor bela yetisen dört Galatasarayli oyuncu, dalgalarla mücadele eden vapur'un içerisinde, Fenerbahçe ile oynayacaklari maç'a dogru yol aliyorlardi.. Galatasaray olarak Fenerbahçe karsinda oynadiklari ilk üç maç'ta da galip gelmislerdi, 2-0, 3-0, 5-0, eh, heyecanli degillerdi pek, ama lodos onlari perisan ediyordu.
Kadiköy'e geldiklerinde diger takim arkadaslari ile bulusacaklardi, ama iskelede sadece iki arkadaslarini gördüler. Önce pek üstünde durmadilar, nede olsa Union Kulüp Stat'inda (Fenerbahçe Stati) diger arkadaslarini bulabileceklerini ümit ediyorlardi. Alti Galatasarayli oyuncu yollandilar Stat'a... Baskan Ali sami Yen onlari orada buldu, baska da kimse yoktu. Ali Sami Yen oynamak istiyordu ama sakatti, maç saati de yaklasiyordu, yedi Galatasarayli oyuncunun gözleri saat'in üzerindeydi, ne gelen vardi, ne giden! Aralarinda konusup, oyunun ertelenmesini istediler; Istanbul sehri bir lodos afetine yakalanmis, vapurlar iptal olmus, oyuncular gelememis, bu maç böyle oynanirmi, iptal en dogal hakkimiz diye düsündüler elbette.
Ama rakip takim Fenerbahçe buna razi olurmuydu hiç? Bizim yedi kisi kalmis Galatasaray takimimiza, "Sahaya çikmazsaniz, hükmen yenik sayilirsiniz!" diyip, tutturukluklarina devam edince, Galatasaray ruh'u bunu kaldirirmi, yenileceksek, aslanlar gibi çikariz, saha'da yeniliriz diyip, yedi kisi çikip, oynamayi kabul ettiler. Bir önemli sorunlari daha vardi, kaleci yoktu! Lodos firtinasi yüzünden, kalecimiz de gelemeyenler arasindaydi! Ali Sami Yen kaleci olmayi kabul edince, biri kalede olmak üzere, yedi Galatasarayli Aslan, gururla saha'ya yayiliverdiler.
Ali, Bekir Bircan, Horace Armitage, Celal, Idris, Emin Bülent ve kalede Ali Sami Yen. Hey gidi ASLANLAR hey, yelelerini diklettirip, pençelerini çikarip, gerinip, rakiplerine baktilar. Onbir tane Kanarya, lodos'un da etkisi ile biraz ürperdi ama, içlerinden de kis kis güldüler, arenaya sadece yedi aslan çikabilmis, saha vicik vicik, alirlardi elbet bu maçi! Aman Allahim oda neydi? Saha'da kükreyen aslanlar sanki yüzlerce oluvermisti... Ali Sami Yen'in durdugu kale, rakipleri tarafindan ziyaret bile edilemedi, 90 dakika boyunca top bir adet kere eline bile gelmedi... Aslanlar hem atak yaptilar, hemde kalelerine kimseyi aklastirmadilar. Ne lodos, ne vicik vicik bir saha, nede onbir kisilik rakip takim onlarla bas edemedi.
Galatasaray, Fenerbahçeyi 30 Aralık 1911 günü, yedi kisi ile, 7 - 0
yendi.
Aslan Galatasaray'i lodos afeti bile durduramamis, büyük ruh'u ile, yedi kisi ile oynadigi maç'tan alninin akiyla çikmisti. Yani Infaz gerçeklesmisti.
Evlerinde yilbasi gecesi için kestane çizen aileler ise, haberi alinca çok sasirip, Fenerbahçe kestaneden beter çizilmis diyip, gülüsmüslerdi diye büyüklerimden hep duyarim!!!! O gece lodos tüm gücü ile devam etmis, bizim Aslanlar ise vapurlar iptal oldugundan, geceyi rakiplerimizin evlerinde geçirmek zorunda kalmislardi.
Bence, bizimkiler bir güzel uyumustur da, karsi tarafi tam bilemiyorum! Nede olsa tatli tatli uyurlarken bir iki kükreme sesi çinlatmislardir o evlerde Aslanlarimiz, rakiplerimizin tetikteki uykularini bölen!
Iste Galatasaray ruh'u, inanci ve gerçeklerinden bir tanesi daha.
Bir rivayete göre, ne zaman lodos firtinasi çiksa, rüzgar'in içerisinden bir kükreme sesi yayilirmis Kadiköy semalarina, içleri ürperten, dolana dolana Fenerbahçe Stat'ina yayilan... Ali Sami Yen'in, Ali'nin, Bekir Bircan'in, Horace Armitage'in, Celal'in, Idris'in, Emin Bülent'in sesleri, hani artik bizlere bulutlarin arkasindaki o güzel yerden bakanlarin kükremeleri bunlar.
Selam sizlere kahramanlar, selam.
SUPER CUPStad:2. Louis Hakemler: Günther Benko** , Egon Bereuter **, Markus Mayr ** (Avusturya) Galatasaray: Taffarel ****, Bülent ****, Popescu ****, Emre ****, Okan **** (Hasan ****), Suat ****, Jardel ****, Hagi **** (K.Bülent ****), Ümit ****, Capone **** (Fatih ****), Hakan Ünsal **** Real Madrid: Casillas **, Carlos **, Albert ** , Raul *** , Figo **, Savio *, Campo **, Gute *, Helguera **, Makalele ** , Geremi Goller: Dk. 41 ve 103 Jardel (penaltıdan), dk. 79 Raul (penaltıdan) Sarı Kartlar: Dk. 7 Okan, Dk. 28 Suat (Galatasaray), Dk. 22 Makalele, Dk. 31 Helguera (Real Madrid) Galatasaray, geçen sezon UEFA şampiyonluğu süslediği Avrupa macerasını Süper Kupa şampiyonluğu ile taçlandırdı. Sarı-kırmızılılar, Monaco'nun 2. Louis Stadı'nda Avrupa'nın dev takımları arasında yer alan Real Madrid'i uzatmada Jardel'in "altın golü" ile 2-1 yenerek bir kere daha tüm dünyada adından söz ettirdi. Galatasaray, bugüne kadar Avrupa'da kimleri devirmemişti ki... Neuchatel, Monaco, E. Frankfurt, Barcelona, Milan, B. Dortmund, Leeds United, Arsenal ve son olarak Real Madrid de sarı-kırmızılı takımın karşısında tutunamadı. UEFA CUPStat: Parken (Kopenhag)
Hakemler: Antonio Lopez Nieoto, Fernando Trecko Garcia, Victoriano Giraldes Carrasco (Ispanya)
Galatasaray: Taffarel, Capone, Popescu, Bülent, Ergün, Okan- Hakan Ünsal(83), Suat-Ahmet(94), Ümit, Arif-Hasan Sas(94), Hakan Sükür, Hagi
Arsenal: Seaman, Dixon, Keown, Adams, Silvinho, Parlour, Viera, Petit, Overmars-Suker(115), Bergkamp-Kanu(75), Henry
Sari Kartlar: Okan, Bülent, Popescu, Capone, Hasan Sas (Galatasaray) Vierra, Keowon, Adams (Arsenal)
Kirmizi Kart:93 Hagi
Goller: Ergün(P), Hakan Sükür(P), Ümit(P), Popescu(P), Parlour(P) Dunya mediasının bu hadisəyə olan şərhləri
La Gazzetta dello Sport:
Bilek hakkiyla
Türkler ilk kez bir Avrupa Kupasi'ni bileklerinin hakkiyla kazandilar. Taffarel kurtarislari ve penalti atislarindaki sansi ile büyük rol oynadi. Türkler Avrupa'ya ders verdi. Zoff'u alarma soktu.
Corriere dello Sport:
Renk kattilar
Ilk kez bir Türk takimi kupayi kucakladi. Galatasaray, bu sezon Avrupa Kupalari'na renk katti, elemedigi takim kalmadi. Golcü Hakan Sükür'ün bir topu direkten döndü.
RAI-3 TV:
Türklerin büyük günü
G.Saray, bu sezon Avrupa Kupasi'na renk katti. Buraya kadar gelmesi asla rastlanti degil. Türk futbolunun en büyük günü. G.Saray'in kupayi almasi bize bir uyari. Türk Milli Takimi, Italya karsisina G.Saray'in iskeleti ile çikacak.
YUNAN BASINI
To Vima:
Rüya gerçek oldu
G.Saray mucize yaratti, Türkler Avrupa'yi yendi. Rüya gerçek oldu. UEFA Kupasi’nin kül kedisi sonuca ulasti. Pabucun sahibi bulundu ve güzel prensi evine ***ürdü. Türkler öylesine eglenip sarki söylediler ki, neredeyse onlarin sarkilarini bu yakada duyacaktik.
Ta Nea:
Anadolu yildizi parladi
Anadolu yildizi parladi. G.Saray, Avrupa devlerini yenerek zirveye çikti. Basarinin mimari Fatih Terim'i kutlamak gerekiyor. Çünkü Fatih Terim genç oyuncularin coskusuyla olgun oyuncularin tecrübesini biraraya getirerek örnek bir takim yaratti.
Elefteros Tipos
Pasalar kazandi
Pasalar kazandi. Milyonlarca Türk sporseverin rüyasi gerçek oldu. Bu yilki UEFA Kupasi'ndaki sürpriz takim G.Saray. Arsenal'i penaltilarla yenerek Türkiye'ye ilk Avrupa Kupasi'ni getirdiler.
El Mundo Deportivo:
Tarihi sonuç
G.Saray'in oyuna hakim oldugu ön plana çikii. G.Saray, muhtesem bir final sonucunda tarihe geçti.
As Gazetesi
Taffarel set çekti
Türklerin kupalardaki ilk sampiyonlugu. Arsenal ilk yarida oyuna hakimdi. Ancak Taffarel karsisinda tehlike yaratamadilar.
El Pais Gazetesi:
Zor galibiyet
‘‘G.Saray'in zor galibiyeti’’ basligini kullandi ve ‘‘Türkiye, tarihinde ilk kez Avrupa'da ilk siraya çikti’’ diye yazdi. Hagi ve Hakan Sükür'den övgüyle söz etti.
ALMAN BASINI
Bild
Bogaz’da deprem
Nefesleri kesen penalti atislari sonunda Arsenal'i 4-1 yenen G.Saray, UEFA Kupasi'ni kazanan ilk Türk takimi olarak büyük bir basariya imza atti. G.Saray'in kupa zaferi Bogaz'da deprem yaratti.
RTL
Cesur yürek
Cesur futbolun karsiligi... G.Saray, yürekli oyununun karsiligini kupayi kazanmakla aldi. Hagi'nin kirmizi kart görmesinden sonra bile defansta hata yapmadan kontrollü oynayan G.Saray, Arsenal'i hakkiyla yendi.
BR3:
Presle bogdu
Arif'in heyacani, Hagi'nin siniri... G.Saray, rakibini presle bogdu, gol firsati vermedi. Arif'in heyecani, Hagi'nin siniri kupayi tehlikeye soktu, ancak Taffarel, UEFA'da mutlu sona imzasini atti.
RUS BASINI
Inter-Tass:
Isteyen kazandi.
Oyundan önce birçok otorite, Arsenal'i favori görüyordu. Bunun nedeni de Türkler'in finale dek ulasmalarinin onlar için zaten harika bir sonuç oldugunu düsünmeleri. Ancak Fatih Terim'in liderligindeki futbolcularin, onurlu bir kupayi kazanma istegi, Ingilizler'in motivasyonundan üstün geldi.Heykeli dikilecek adamlar Belçika’nin La Libre Belgique gazetesi, Taffarel basta olmak üzere, tüm G.Saraylilari göklere çikardi.
La Derniere Leure Les Sports:
Türkler cennette
‘Türkler Cennette’’ baslikli haberinde, ‘‘Tarihi bir maç. G.Saray hakettigi zafere ulasti. Türk takimi muhtesem, bugüne dek görülmemis bir destan yazdi’’ yorumunda bulundu. ‘Bugüne dek hiçbir Türk takimi bu performansi göstermemisti'' dedi ve ‘‘Istanbul’a heykeli dikilecek adamlar’’ olarak degerlendirdigi sari kirmizili futbolculara övgüler yagdirdi. Gazete Taffarel'in galibiyette oynadigi önemli rol üzerinde durdu.
HOLLANDA BASINI
De Telegraaf:
Popescu zafere sutladi
Türk futbolu için tarihi bir gün. G.Saray, UEFA Kupasi'ni büyük bir gururla Istanbul sokaklarinda dolastiracak. Türkiye sampiyonu Türk futbol tarihinde ilk kez Avrupa'da kupa kazandi. Popescu Türkler'i tarihi zafere sutladi. G.Saray daha dayanikli çitki.
Algemeen Dablad
Nihayet büyük ödül
Tarihi zafer. Galatasaray penalti atislarinda UEFA Kupasi'ni kazandi. Nihayet büyük ödül.
De Volkskrant
Hak edenin
Devamli haksizliga ugrayan G.Saray emeginin karsiligina aldi. Tarihinde ilk kez bir Avrupa kupasini kucaklayan Türk takimi bunu neden hak ettigini ikinci yarida ortaya koydu.
FRANSIZ BASINI
L'Equipe
Avrupa Kalitesi
Avrupa'nin en ünlü spor gazetelerinden L'Equipe ise, Cimbom'un basarisini, ‘‘Avrupa Kalitesi’’ basligiyla mansetten okuyucularina duyurdu. Fransiz gazetesi, G.Saray'in hakli bir zafer kazandigini yazdi.
France-3 Televizyonu
Türkler, Avrupa'da
Türkiye'de bir futbol takimi ilk kez bir Avrupa Kupasini aldi. G.Saray, tam bir sinir savasi seklinde geçen maçtan zaferle ayrildi.
Liberation
Maça hükmettiler
‘‘Sahada Türkler daha iyi organize oldular ve maça hükmettiler’’ ifadesini kullandi. G.Saray'in çok önemli firsatlar kaçirdigini kaydeden gazete, kaleci Taffarel'in oyunundan da övgüyle söz etti.
Kisa Kisa......
Champion Cim-Bom-Bom
ALMAN BASINI GALATASARAY imzalı ilkler1) En eski geçmişe sahip futbol takımı ve Türkiye'nin ilk kurulan futbol takımı (1905)
2) Herhangi bir lige kabul edilen ilk Türk takımı
(Constantinople Football League) (1905-06)
3) Türkiye'nin ilk futbol hakemi
Ali Sami YEN (Moda-Kadıköy - 1905)
4) İlk Lig maçı oynayan Türk takımı
Galatasaray 1-1 Imogene (1905-06) (Constantinople Football League)
5) İlk Özel maç oynayan Türk takımı
Galatasaray 2-0 Faura Mektebi (1905)
6) Ligde İlk golü atan Türk takımı
Galatasaray 1-1 Imogene (1905-06) (Constantinople Football League)
7) Ligde İlk galibiyeti alan Türk takımı
Galatasaray 4-1 Moda (1907-0
(Constantinople Football League)(1908-09)
9) İst.Liginde Üç sene üstüste şampiyon olan ilk takım
(1908-09,1909-10,1910-11)
10) Yenilgisiz,Berabere kalmadan,Gol Yemeden, tüm maçlarını kazanıp Şampiyon olan İLK ve TEK Türk Takımı
(Constantinople Football League)(1908-09)
11) İlk Antrenör çalıştıran Türk takımı
Horace ARMITAGE (1908-09)
12) İlk Kupa kazanan Türk takımı (Şampiyonluk Kupası hariç)
Galatasaray 4-0 Kadıköy (31.01.1909) UNION CLUB KUPASI
13) Yurtdışında maç yapan ilk takım
Klojvar (Macaristan) (1910-11)
14) İlk Yurtdışı galibiyeti
Galatasaray 11-1 Bükreş Karması (1910-11)
15) İlk Yurtdışına Transfer olan Türk Oyuncu
Sabri MAHİR (Galatasaray) (Olimpic Paris - Fransa) (1911)
16) Türkiye'de ilk futbol derneği kurucusu ve başkanı
Ali Sami YEN - Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı (1923)
17) Türkiye'ye Yurtdışından gelen ilk Antrenör
Billy HUNTER (İskoçya) (Galatasaray 1926-27)
1
Futbolun Kitabın - Ali Sami YEN (29 Haziran 1927)
19) M.Kemal ATATÜRK yaşarken, adına düzenlenen kupayı alan TEK takım
Galatasaray 4-0 Fenerbahçe (31.08.1928 ) GAZİ BÜSTÜ KUPASI
20) İstanbul Kupası'nı ilk kazanan takım (1940-41)
21) İlk futbol menajerliği (1961)
22) İstanbul Kupası'nı 2 kez üstüste kazanan tek takım
23) Tarihinde Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor arasında en farklı galibiyet alan takım
Galatasaray 20-0 Vefa (Özel maç)
24) Tarihinde Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor arasında bir maçta en çok gol atan futbolcu
Mehmet Leblebi (14 gol) Galatasaray 20-0 Vefa (Özel maç)
25) Şampiyon Kulüpler Kupası'na ilk katılan takım (1956-57)
26) Şampiyon Kulüpler Kupası'na üç sene üstüste katılan ilk takım
(1971-72,1972-73,1973-74)
27) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda ilk golü atan takım
Galatasaray 1-3 Dinamo Bükreş (1956-57) Metin OKTAY (Dk.77)
2
Galatasaray 2-1 Dinamo Bükreş (1956-57)
29) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda ilk 3.tur oynayan takım (1962-63)
1.tur Dinamo Bükreş (Romanya)
2.tur Pionia Bytom (Polonya)
3.tur Milan (İtalya)
30) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda ilk YARI FİNAL oynayan takım (1988-89)
1.tur Rapid Wien (Avusturya)
2.tur Neuchatel Xamax (İsviçre)
3.tur AC.Monaco (Fransa)
YARI FİNAL Steaue Bükreş (Romanya)
31) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda en çok maç yapan takım (35 maç)
32) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda en çok galibiyet alan takım (26 galibiyet)
33) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda en çok golü atan takım (87 gol)
34) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda en çok tur atlayan takım (8 tur)
35) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda evinde en farklı galibiyet (Türk Takımları arasında)
Galatasaray 5-0 Neuchatel Xamax (1988-89)
36) Şampiyonlar Ligine ilk katılan takım (1993-94)
37) Şampiyonlar Liginde ilk puan alan takım (1993-94)
Galatasaray 0-0 FC.Barcelona
3
Kubilay TÜRKYILMAZ (Dk.27) Galatasaray 2-1 Cork City
39) Şampiyonlar Liginde en çok gol atan futbolcu
Hakan ŞÜKÜR (8 gol)
40) Şampiyonlar Ligine Ön Eleme oynamadan katılan İLK TAKIM (2002-03)
41) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme maçlarında ilk galibiyet alan takım (1993-94)
Galatasaray 2-1 Cork City
42) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme maçlarında en çok maç yapan takım (18 maç)
43) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme maçlarında en çok galibiyet alan takım (14 galibiyet)
44) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme maçlarında en çok golü atan takım (45 gol)
45) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme maçlarında en çok tur atlayan takım (9 tur)
46) Şampiyonlar Liginde grup maçlarında ilk golü atan takım (1993-94)
Galatasaray 1-2 Spartak Moskova (Cihat - Dk.87 penaltı)
47) Şampiyonlar Liginde grup maçlarında ilk galibiyet alan takım (1994-95)
Galatasaray 2-1 FC.Barcelona
4
(9 kez) (1993-94,1994-95,1997-98,1998-99, 1999-00,2000-01,2001-02,2002-03, 2003-04)
49) Şampiyonlar Ligi'nde en çok maç yapan takım (68 maç)
50) Bir sezonda 19 Avrupa Kupası maçı
51) Bir sezonda EN çok maç yapan
CAPONE 17 maç 1560 dakika + 2 Super Cup maçı
52) Şampiyonlar Ligi'nden gelip UEFA Kupası kazanan TEK takım
53) Şampiyonlar Ligi'nde deplasmanda en çok kazanan takım (3 kez)
54) Şampiyonlar Ligi'nde en çok galibiyet alan takım (18 galibiyet)
55) Şampiyonlar Ligi'nde en çok golü atan takım (66 gol)
56) Şampiyonlar Liginde en çok puan alan takım (71 puan)
57) Şampiyonlar Ligi İLK TUR grubunda en çok puan alan takım (10 puan) (2001-02)
Galatasaray 1-0, 0-0 Nantes (Fransa)
Galatasaray 2-0 PSV Eindhoven (Hollanda)
Galatasaray 1-0 Lazio (İtalya)
5
Galatasaray 2-0, 2-2 AC.Milan (İtalya)
Galatasaray 1-0 Paris Saint Germain (Fransa)
Galatasaray 1-0 Deportivo LaCoruna (İspanya)
59) Şampiyonlar Liginde üst tura çıkan ilk takım (2000-01)
60) Şampiyonlar Liginde ilk 8'e kalan ilk takım
(2 kere)(1993-94)(2000-01)
61) Şampiyonlar Liginde ÇEYREK FİNAL oynayan ilk takım
(2 kere)(1993-94)(2000-01)
62) Şampiyonlar Liginde Evinde en fazla galibiyet serisi (7 maç)
(2000-01)
Galatasaray 1-0 Paris Saint Germain (Fransa)
Galatasaray 1-0 Deportivo La Coruna (İspanya)
Galatasaray 2-0 AC.Milan (İtalya)
Galatasaray 3-2 Real Madrid (İspanya)
(2001-02)
Galatasaray 2-0 Vlaznia Shokdrea (Arnavutluk)
Galatasaray 2-1 Pfc Levski Sofia (Bulgaristan)
Galatasaray 1-0 Lazio (İtalya)
63) Şampiyonlar Liginde en çok forma giyen oyuncular sıralamasında ilk 3 sıra
(Galatasaray 1-2 Lokomotif Moskova)
Arif ERDEM (46 maç)
Bülent KORKMAZ (42 maç)
Ergün PEMBE (42 maç)
64) Şampiyonlar Liginde bir toplam sezonda en çok puan (Türk takımları arasında)
Galatasaray 21 puan (2000-01)
65) Şampiyonlar Liginde bir toplam sezonda en çok gol (Türk takımları arasında)
Galatasaray 19 gol (2000-01)
66) Şampiyonlar Liginde bir toplam sezonda en çok galibiyet (Türk takımları arasında)
Galatasaray 6 galibiyet (2000-01)
67) Şampiyonlar Liginde bir toplam sezonda en çok maç (Türk takımları arasında)
Galatasaray 14 maç (2000-01)
6
(1999-00)
Galatasaray 3-2 AC.Milan (İtalya)
(2000-01)
Galatasaray 2-2 Saint Gallen (İsviçre)
Galatasaray 3-2 AC.Monaco (Fransa)
Galatasaray 3-2 Glasgow Rangers (İskoçya)
Galatasaray 2-2 Strum Graz (Avusturya)
Galatasaray 1-0 Paris Saint Germain (Fransa)
Galatasaray 1-0 Deportivo La Coruna (İspanya)
Galatasaray 2-0 AC.Milan (İtalya)
Galatasaray 3-2 Real Madrid (İspanya)
(2001-02)
Galatasaray 2-0 Vlaznia Shokdrea (Arnavutluk)
Galatasaray 2-1 Pfc Levski Sofia (Bulgaristan)
Galatasaray 1-0 Lazio (İtalya)
Galatasaray 0-0 Nantes (Fransa)
Galatasaray 2-0 PSV.Eindhoven (Hollanda)
Galatasaray 1-1 AC.Roma (İtalya)
Galatasaray 1-1 Liverpool (İngiltere)
69) Kupa Galipleri Kupası'nda en çok maç yapan takım (32 maç)
70) Kupa Galipleri Kupası'nda en çok galibiyet alan takım (12 galibiyet)
71) Kupa Galipleri Kupası'nda en çok golü atan takım (42 gol)
72) Kupa Galipleri Kupası'nda en çok tur atlayan takım (7 tur)
73) Kupa Galipleri Kupası'nda üç sene üstüste katılan ilk takım
(1964-65,1965-66,1966-67)
74) UEFA Kupası'nda YARI FİNAL oynayan ilk takım
(1999-00) Galatasaray 2-0, 2-2 Leeds United
75) UEFA Kupası'nda FİNAL oynayan ilk takım
(1999-00) Galatasaray 4-1 Arsenal (penaltı)
76) UEFA Kupası'nda ŞAMPİYON olan ilk takım (1999-00)
77) UEFA Kupası'nı YENİLGİSİZ kazanan ilk ŞAMPİYON (1999-00)
Bologna 1-1 Galatasaray
Galatasaray 2-1 Bologna
B.Dortmund 0-2 Galatasaray
Galatasaray 0-0 B.Dortmund
R.Mallorca 1-4 Galatasaray
Galatasaray 2-1 R.Mallorca
Galatasaray 2-0 Leeds United
Leeds United 2-2 Galatasaray
Galatasaray 4-1 Arsenal (penaltı)
7
(1999-00) Hakan ŞÜKÜR 10 gol
79) UEFA Kupası'nda en çok tur atlayan takım (8 tur)
80) İlk kez SuperCup oynayan takım (Türk takımları arasında) (1999-00)
81) İlk kez SuperCup kazanan takım (Türk takımları arasında) (1999-00)
Galatasaray 2-1 Real Madrid (İspanya) (Altın Gol)
82) SuperCup'ta ilk maç yapan takım (Türk takımları arasında) (1999-00)
Galatasaray 2-1 Real Madrid (İspanya) (Altın Gol)
83) SuperCup'ta ilk galibiyet alan takım (Türk takımları arasında) (1999-00)
Galatasaray 2-1 Real Madrid (İspanya) (Altın Gol)
84) SuperCup'ta ilk golü atan takım (Türk takımları arasında) (1999-00)
(Süper Mario JARDEL) Galatasaray 2-1 Real Madrid (İspanya) (Altın Gol)
85) SuperCup'ta en çok maç yapan takım (Türk takımları arasında) (1 maç)
86) SuperCup'ta en çok galibiyet alan takım (Türk takımları arasında) (1 galibiyet)
87) SuperCup'ta en çok golü atan takım (Türk takımları arasında) (2 gol)
8
89) Dünya Kıtalararası Kulüpler Kupası'na çağrılan ilk takım (1999-00)
(UEFA ve SÜPER KUPA Şampiyonu Unvanıyla)
90) Avrupa en çok maç yapan takım (185 maç)
91) Avrupada en çok gol atan takım (238 gol)
92) Av

